27 Temmuz 2012 Cuma

Mavi Randevu



Mavi bir elbiseyle gelmiştin, gökyüzü maviydi..
Getirdiğin rüzgarla ev kokuyordun..
Kolun koluma değiyordu, omzun omzuma..
Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi..

Bin dokuz yüz kırk iki baharıydı
Bahçeli pencereler önünde geziyorduk,
Gözlerimiz buluşuyordu, ürperiyordum

Gökyüzü maviydi, mendilin maviydi

Sıcak nefesin yüzüme değiyordu
"Evlenebilir miyiz" diye sormuştum,
Yürüyüşün değişmiş, yüzün penbeleşmişti;
Mavi elbiseler içindeydin, gökyüzü maviydi.

Elini elime verdin, ayrılıyorduk,
Gözlerin gözlerimde, dudakların ıslak,
"Sık sık konuşalım" demiştin; gittin..
Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi
                                         
                                                                                                                Celal SILAY
                                                                                             

Galiba...

Mutluluğun sırrı beklentisiz olmanın sınırıyla ölçülüyormuş anladım. Kalbinde zerre payımdamı yok dersin sonra. Ama olmaz. Bu kötü gidişe bir son vermem gerekir. Ama olur. İstesem dünyalara kavuşurum inan. Neden?
Siyah beyaz acılar çekiyoruz hep birlikte. Niteliksiz gölgelerinde hayatın, uzak üç beş kelimesine hapsolmuş yalınlığımızda, kimsesizliğimizde, s**tir çekilmiş bir halde en berbat en ayık hallerimizle birkaç şişeye hapsolmuşken gönlümüz, siyah beyaz acılar çekiyoruz hep birlikte. Eğer birinin sizi anlamasını beklerseniz, bilin ve görün ki, böyle bir şey hiçbir daim olmayacak, hiçbir daim ulaşamayacaksınız bu arzunuza.
-Siz-sız ekli birkaç kelime yakacak en derin yerinizi. Bilmiyoruz ve hiç bilemeyeceğiz. Çünkü kendi kirli düşünceleriyle insan, varoğlu vardır. Bunu kabullendirir kendine.

Benim bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır..
İnsanlar hiçbir şeyimi almazlarsa,
- Bana çok şey vermiş olurlar..
Hiçbir kötülük etmezlerse,
- Yeterince iyilik yapmış sayılırlar..       
                                                                                                                             Montaigne

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Ben Buraya Çıplak Geldim

Kızsın der kızabilirler
Kaynarken kısabilirler
Bi laf var hep onu derler iyi verirler
Ay gız uyan değilsin külkedisi
Ay gız uyan böyle miymiş sevgisi
Ay gız uyan uyan gelir gerisi
Taşsa onun yüreği o taşısın o zaman
Ay gız uyan akıtırsa yaşını
Derler dayan alıp gitsen başını
Çalış kazan pişir kendi aşını
İsterse kadınını adam olsun o zaman
Ay gız uyan

17 Temmuz 2012 Salı

Yunan mitolojisinin Havva'sı Pandoraa

Grek mitolojisinde geçen Pandora söylencesinde baş tanrı Zeus gök düzeninin hâkimiyetini alıp, ona karşı direnen Titanları cezalandırır. Bunlardan Prometheus Kafkas kayalıklarına zincire vurulup her gün kendini yenileyen ciğerleri kartallara yem edilir. Atlas gök kubbeyi omzunda taşımakla cezalandırılırken, Menoitios yer altı ülkesinde sonsuz karanlığa hapsedilir. Epimetheus’a ise ilk kadın Pandora eş olarak verilip cezalandırılmak istenir. Grek mitolojisinde ilk kadın, bir cezalandırma aracı olarak yaratılır. Diğer tüm tanrılar da kimi özellik ve becerilerini Pandora’ya verirler. Bunun için de ismine “ Tüm Armağan” bütün tanrıların özelliklerini taşıyan anlamına gelen Pandora denilir. Ama atfedilen özellikler hileci tanrıların, başkalaşıma uğramış tanrıçaların özellikleridir.
 
  Tanrılar Pandora’ya özelliklerinden birer parça verirken bir de ona bir kutu armağan ederler. Bu kutu tüm kötülüklerin doldurulduğu bir kutudur. Pandora’ya verilirken kutuyu hiçbir şekilde açmaması da tembihlenmiştir. Ama tanrılar Pandora’nın veya bir başka kişinin bu kutuyu bir gün merakına yenilerek açacağını ve kötülüklerin dünyaya yayılacağını bilerek verirler. Eş olarak gönderildiği Epimetheus bir gün Pandora’nın kutusunda ne olduğunu merak ederek açar. Kutu açılınca dünyaya acılar, hastalıklar, açlık, kıskançlık gibi kötülükler yayılır. Epimetheus hemen kutuyu kapatır. Ardından Pandora onu bu kadar korkutanın ne olduğunu merak ederek kutuyu açar ve kalan kötülükler de yayılır. Ama son anda Pandora kutudan çıkacak olan “umut” u yakalar ve kutuda kalmasını sağlar. Pandora’nın kutusunda yalnızca umut kalmıştır.

   Bu söylencede tüm kötülükler kadına atfedilmeye çalışılmış olsa da, yine de gerçekliği perdeleyememiştir. Pandora tanrıların komplosuna maruz kalıp, tüm kötülüklerin dünyaya yayılmasında Epimetheus’tan sonra istemeden de olsa aracılık yapmıştır. Ancak insanlığa büyük bir iyilikte de bulunmuştur. O da “umut” tur. Kadın, bir ideolojik kimlik yaratımı olan mitolojilerde erkek egemen zihniyetçe yaratıcı tanrıçalık, kutsallık mertebesinden tüm kötülüklerin yaratıcısına düşürülmeye çalışılsa da, ahlaki ve politik toplumların mücadelesinde kadının yaratımları varlığını sürdürmüştür. Söylencenin bir yönü de Pandora’nın kutusunda kalan umudun gücüdür. Bu da tüm insanlara acılara, kötülüklere karşı koyma kuvvetini verme gerçekliğidir. Daha güzel yaşanılası bir dünya için insanlığa direnme cesaretini armağan etmesidir.

Serenad

'Bu dünyada sana kötülük yapmak istiyen insanlar çıkacak karşına ama unutma ki iyilik yapmak istiyenler de çıkacak.Kimi insanın yüreği karanlık,kiminin ki aydınlıktır.Geceyle gündüz gibi!Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme,herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama!Kendini koru kızım,insanlara karşı kendini koru!''

Zülfü Livaneli ,Serenad

15 Temmuz 2012 Pazar

Merhabalar !

Öncelikle sizlere bu işte nekadar acemi olduğumu anlatmakla işe başlayacağım.hayatımda yapmayı planladığım büyük değişikliklerin yanında blog açmak gibi parlak bir fikrin aklıma gelmesi belkide kafamda olan deli düşünceleri yazıya döktüğümde bu düşüncelerden vazgeçmeme sebep olabilir. bilemiyorum.. vazgeçmek iyi bir girişim mi? çevremdeki bir çok kişiye göre evet ancak planladıklarım istediğim gibi yürürse tam olarak herşeye karşı kendimi ifade etmiş olacağım.


Beyin kullanılması gereken bir organdır(diğer organlarda öyle gerçi)  kullandıkça gelişir hızlanır.. lise deki biyoloji öğretmenim YGS-LYS sınav siteminde basmakalıp, tek tip öğrenci modelinin yetişmediğini öne sürerek çözdüğümüz testlerle beyin kıvrım sayımızın artacağını iddia etmişti. o yılın sonunda farkettiğim tek gerçek hayal gücümün ne kadar köreldiği ve yaşama heyecanımı merakımı isteğimi kaybettiğim oldu. herneyse. daha sistem eleştirisi yapacak, eğitim tartışacak çok zamanım olacak eminim.


Söylemek istediğim; ya aradaki 1 yıllık boşluğu yok sayıp eskiye döneceğim yada daha farklı biçimde hayatıma devam edeceğim. tek bildiğim yorulmadan bıkmadan araştırıp öğrenmek istiyor olmam.. artık ferrariyi 30 km hızla değil son performans kullanmalıyım. yapacak çok iş var, yolum açık olsun..

Gönüllüler Deniz Kaplumbağaları İçin Biraraya Geldi

Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan beldesinde, Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) tarafından Avrupa Birliği Leonardo da Vinci Hareketlilik Çalıştayı yapıldı


Proje çerçevesinde katılımcılara, Dalyan'da ve İztuzu Plajı'nda tanıtım toplantıları düzenlendi. Proje ortağı ülkelerden İtalya, İspanya ve Hırvatistan'dan gelen yetkililerin de hazır bulunduğu çalıştayda gönüllüler, DEKAMER hakkında bilgi aldı. İztuzu Plajı'nda bulunan merkezi ziyaret ederek, yaralı kaplumbağa ihbarı, taşınması, ilk yardımı ve bakımı, deniz kaplumbağalarının yuvalama, kafesleme ve markalama işlemlerinin yapılışlarını seyretti. Dalyan kanallarında teknelerle kaplumbağa gözleyen katılımcılar, bilinçsiz balıkçılık ve turizm faaliyetlerinin deniz canlıları üzerindeki etkilerini de yerinde görme imkanı buldu.
Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında belirlenmiş ve resmî olarak kabul edilmiş 20 yuvalama kumsalı bulunuyor. Bu kumsallar batıdan doğuya şöyle sıralanıyor: Ekincik, Dalyan, Dalaman, Fethiye (Muğla), Patara, Kale, Kumluca, Çıralı, Tekirova, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa (Antalya), Anamur, Göksu Deltası, Alata, Kazanlı (İçel), Akyatan, Yumurtalık (Adana) ve Samandağ (Hatay).
Dr. Ali Fuat Canbolat'ın bu konu hakkındaki çalışmaları...

Proje Rapor Özeti
Dr. Ali Fuat Canbolat (2000a)'ın 1999 yılında bölgede elde etmiş olduğu sonuçlar, tamamı yaklaşık 29.5 km olan Belek kumsalının Akdeniz'deki bilinen
Caretta caretta yuvalama alanları içerisinde Yunanistan'ın Zakhynthos Adası'ndan sonra ikinci büyük yuvalama alanı olduğunu göstermiştir. Bölgede, 2000 yılı üreme dönemindeki bu çalışma ve Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde gerçekleştirilmiş (Canbolat, 2000b) çalışmalardan elde edilmiş veriler, Canbolat (2000a)'ın elde ettiği sonuçları desteklemiştir. Bu sonuçlar, önemli biyolojik zenginliklerimizden olan deniz kaplumbağaları ve kıyılarımızı korumak, imzaladığımız uluslararası sözleşmelerle taahhüt etttiğimiz sorumlulukları yerine getirmek istiyorsak, bölgedeki koruma çalışmalarına daha fazla ilgi göstermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.
Batıdaki Aksu Nehri ile doğudaki Acısu Çayı arasında kalan 16.0 km'lik alanda 2000 yılı üreme döneminde, Caretta caretta'ya ait 192 ve Chelonia mydas'a ait 5 adet yuva saptanmıştır. Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde yuvalamaların bölgesel dağılımı açısından en önemli alanların Belpark-Acısu (%38.0) ve Beşgöz-Asteria (%32.3) arasında kalan bölgeler; yuva yoğunluğu açısından en önemli alanların ise Aksu-Beşgöz (19.2 yuva/km) ve Beşgöz-Asteria (17.7 yuva/km) arasında kalan bölgeler olduğu belirlenmiştir.
Belek bölgesinde çalışma alanının tamamı için predasyona uğrayan yuva oranı %29.0, yavru çıkışı olan yuva oranı %61.5 olararak saptanmıştır. Bölgedeki yuvalardan yavru başarısını etkileyen en önemli doğal kaynaklı faktörün tilki predasyonu, insan kaynaklı yavru çıkış ve başarısını etkileyen olumsuz faktörlerin ise şemsiye-şezlong, kumsaldaki araç kullanımı ve çardak gibi yapılarla ilişkili olduğu belirlenmiştir.
Turizm tesisleri, ikinci konutlar ve araç trafiğinden kaynaklanan yapay ışıklar, bölgelerdeki yoğunluk durumlarına göre yuvalamaların bölgesel dağılımını etkilediği gibi yuvalardan çıkmış yavruların deniz yerine yanlış yöne gitmelerine neden olmaktadır. Yapay ışıklar nedeniyle yanlış yöne yönelmiş yavrularda, direkt denize yönelmiş yavrulara oranla ölümlerin arttığı saptanmıştır.
Bu projede önerilmiş uygulama programlarının hayata geçirilebilmesi için en kısa zamanda Belek'te, ilgili tüm kurum, kuruluş ve kişilerin katılacağı bir workshop düzenlenmesi önerilmektedir


‘‘Varlığın için herkesin yokluğunu seçtim.’’
Ömür istedim.
Uzun bir ömür...
Seni, ölmeyen kimse kalmayana kadar sevebilirdim...

Emre GÖKCE

Pet Shop Gerçeği

Ülkemizde barınaklarda sahiplenilmeyi bekleyen onlarca hayvan varken pet shoplarda hayvat satışı yapılmasına karşı net duruşumu göstermek isterken her bireyin pet shop açabiliyor olmasınada tepkimi belirtmek istiyorum.
Bİr mal gibi alınan canlıların sokağa atılma nedeninin kolay alınan kolay terkedilir olmasından kaynaklandığının bilincindeyim.
Hayvan ticareti, hayvan kaçakçılığı ve hayvan hakları üzerine insan hayatınıda etkileyecek birçok eksik varken petshoplardaki hayvan satışı ile bu sorun her geçen gün büyümektedir. Heyecanla alınan hayvanların sonu sokağa atılma, aç bırakılma, eziyet çekme olmaktadır. Unutulmamalıdır ki hayvanlar karne hediyesi değildir !
Tüm bu nedenlerle hayvanları meta gibi görmeyen ilkeli, hayvanların da canlı olduğu bilicine sahip HAYVAN SATMAYAN petshopları destekliyorum..

MAVİ GÖZLÜ DEV



O mavi gözlü bir devdi
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın

yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..


Nazım HİKMET

Gri Değil Yeşil Olsun

Tüm avrupa’da 12 bin tür bitki var.
Türkiye’de ise 9000.
Dünyada her yıl 16 milyon hektar orman alanı yanmaktadır.
(82 nijerya kadar)
Son 30 yılda dünya orman örtüsünün beşte biriyok oldu.

Yetişmiş bir ağaç günde 17 kişinin oksijen ihtiyacını karşılıyor ve 22.5 kilogram karbondioksiti yok ediyor.
Dünyadaki kağıt tüketiminin yarısı geri kazanılsa,
Her yıl 8 milyon hektar orman alanı korunabilir.
Dünyamız dakikada 21 hektar orman alanı kaybediyor.
Son 30 yılda dünya orman örtüsünün beşte biri yok oldu.
Her yıl doğaya 7 ağaç borcumuz var!
Çünkü;
Bir yıl içinde, kullandığımız kağıt- kartonlar ve ayrıca yaşamsal ihtiyaçlarımız için 7 adet ağacı tüketiyoruz.
Bir avrupalı yılda ortalama olarak 300 kg. Kağıt ve kağıt ürünleri tüketmektedir.
Dünyada her yıl kağıt tüketiminin yarısı geri kazanılsa,
Türkiye büyüklüğünde bir ormanlık alan yok olmaktan kurtarılmış olur.

Kaynak: http://www.izafet.com/muhabbet/57160-turkiye-col-olmasin.html#ixzz20fe5g588