O halk şairlerinden biri de, muhtaç olmasın diye, parasını evden kaçan karısının ayakkabısının içine koyan terk edilmiş koca Aşık Veysel dir!
Metin Erksan, 23 yaşında, genç bir yönetmen, Aşık Veysel'in hayatını filme çeker. Senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlunun yazdığı filmde, bir başka adamla kaçan kadının öyküsü son derece usta bir anlatımla sunulur izleyiciye: Kaçan iki sevgili Kapadokyaya gelir ve gece terk edilmiş bir kilisede gizlenirler. Adam sabah kasabaya gidince kadın tek başına uyanır.Kilisenin duvarında İsa peyganberin gözleri oyulmuş resmini görür. Anadolu'da resmin günah olduğuna inanan müslümanlar, canlılıklarını kaybettirebilmek için kilisenin duvarındaki fresklerin gözlerini oyarlar! Metin Erksan bu müthiş sahneyi şöyle anlatır: ''kız uyanın uyanmaz karşısında Veysel'i görmüş gibi oldu. Birden bir çığlık attı. Ayağa kalktı. sağa koştu;duvarda altı veysel ona bakmakta. sola koştu, orada da gözleri olmayal altı havari ona bakıyor. O sahnede kızın telaşıyla birlikte, orkestra eşliğinde Ruhi Su'nun sesinden Pir Sultan Abdal duyulur.
Oldu olacak, şunuda yazalım: Sansür kurulu, tarlaların görüldüğü sahnelerde, başakları çok kısa ve cılız bularak ''türk topraklarının böyle bereketsiz olamayacağı'' gerekçesiyle o sahneleri filmden kaldırır. 1952 yılında çekilen filmde Aşık Veysel'in yaşadığı Sivas'ın şarkışla ilçesindeki son derece gür bereketli hasat sahnelerine aldanmayın. Bu sahneler. o yıllarda Amerika propogandası için çekilen filmlerden kesilerek, Aşık Veysel'in hayatına eklenmiştir!
O yerle Sivas değil Amerika'nın Hudson Ovasıdır.
alıntı: sunay akın-bir çift ayakkabı. Düzenlenmiştir.

Mobilden hiç bir şey okunmuyor. :((
YanıtlaSilYazı tonunu değiştir istersen
değiştirdim umarım problem çözülmüştür..
SilI -ıh
Sil