23 Eylül 2015 Çarşamba

Empatiden Nasibini Almak


Daha önce başka bloglarda görmeye alışık olduğunuz ve kurban bayramı arifesi için oldukça manidar olan son yazımla karşınızdayım. Ailemin on yıl sonra uzun bir bekleyiş ve uğraşlar sonucu doğmuş kızıyım. Çocukluğumun yalnız geçirdiğim 8 yılı sonunda bir de kız kardeşim oldu. Aramızdaki yaş farkı ortalamanın üzerinde olduğundan, aynı zamanda istanbul’da bir apartmanda büyüdüğümü düşünürsek  yalnız, paylaşmayı bilmeyen dört duvar arasında bir apartman çocuğu olarak yetişmiş olabilirdim. Tabi ki yazımda asıl paylaşmak istediğim konuya gelecek olursak yalnızlığıma ortak olan, bana daha o zamanlardan sorumluluk almayı ve paylaşmayı öğreten çok önemli bir unsur vardı. Doğduğumdan beri ailemizin parçası olarak evimizde beslediğimiz kedilerimiz...
                Anne ve babanın azmiyle gerçekleşen, okullarda da özveriyle vurgulandığında çocuk gelişimine katkıları inanılmaz derecede olumlu olan hayvan sevgisi bizim ailede gelenekselleşip abartılmış durumda. Bunu bayram ziyaretlerinde gittiğimiz her evde en az bir kedi-köpek en kötü balık olmasından anlıyoruz. Böyle sevgi dolu bir ailede yetiştiğim için çok şanslı olduğum doğrudur. Fakat bu durum yetiştiriliş ve temelleri çocuklukta atılması gereken bir olgu olduğundan dolayı herkes benim kadar şanslı olmayabiliyor. Yani maalesef hayvan sevgisi dediğimiz şey anaokullarında tabiat köşesi oluşturmakla olmuyor.


                Öncelikle insanlara hayvanların uzaylı ya da dünya dışı varlıklar olmadığını anlatmakla başlanmalıdır. Bunun için de anne ve babanın da bunu bilmesi gerekir ve bunun için onların anne ve babasının da bunun farkında olması gerekir ki bu böyle sürüp giden bir kısır döngüdür.  Ama kesinlikle yapılması şarttır, hayvanlarla ilgili bu cehaletin eğitimle falan da ilgisi yok. Etrafta kedi köpek görünce uzaylı görmüşcesine çığlıklar atan çocuklar ve yetişkinler var, ' aa bunlar da hastalanıyor mu' diye sorabilen, hayvanların çöp yiyerek yaşayabileceğini düşünen garip insanlar var, kendilerini öldürebilecek şeylerin hayvanları öldürmeyeceğini düşünenler, ilaçlar nasıl olsa hayvanlarda deneniyor ben kedime şu ilacı vereyim deyip onlara zarar verenler var, hayvan sevmeyi onlara tecavüz etmek  zanneden sapkınlar var.


Geçen akşam evimizin önünde çekingen bakışlarıyla yağan yağmur altında ıslanmış ve bence en uysal köpek türü olan bir ‘’sokak köpeği’’ ile karşılaştım. Bakışları o kadar ürkek ve sevgiye açtı ki istesem de aklımdan atmam mümkün olmadı.  Bir parça ekmeği neredeyse çiğnemeden yutması kim bilir kaç gündür aç sorusunu aklıma getirdi... İnanılmaz üzüldüm. Hayvanlar söz konusu olduğunda birden depreşen empati duygusuna ve hisseden bir kalbe sahip olduğum için bir kez daha şükür ettim. Karnını güzelce doyurduk,içeriye aldık ve biraz ısındı. Belediyeyi aradık gelip aldılar, en azından şimdilik başının üzerinde bir çatı ve önüne koyulacak bir kap yemek olacak diyorum ancak belediye barınaklarının durumuda malum ülkemizde. Bu olaydan sonra aklımdan silinmeyecek şey ürkek sokak köpeğinin mağdur bakışları oldu. Bu ülkede insan olmak zor evet lakin hayvan olmak çok daha zor. 


İnsanlar onlarla beraber yaşamayı öğrenemediği için, uyuyan köpeğe tas attıkları için insanlara karşı temkinli davranmaktadır pek çoğu.  Başlarına ne geldiyse insanların biraz parmağı vardır. Hastalanmasında insanın etkisi yoksa,  hastalığının ilerlemesinde gene vardır. Maalesef gördükleri işkencelerden dolayı arayıp şikayette bulunabilecekleri bir belediyeleri yoktur bilmem şimdi bu açılardan bakıldığında durum ortada mı?
"ay yazık ama onlaraaa :((( onlar da canlııııı :((( sevelim onları :((( tarzında yaklaşımlara tahammülüm yok maalesef. Hayvan sevgisi aşılamak için özel bir çaba göstermek gerekmez, siz severseniz çocuklarınız da sevecektir, sevmeyenlerin de( bu nasıl mümkün oluyor bilemiyorum) en azından hayvanlara kötü muamelede bulunulmasına göz yummaması ve çocuklarına, her canlının bir yaşam hakkı olduğunu, kimsenin hiç bir canlıya acı çektirme hakkı olmadığını öğretmesi gerekir. ebeveynlerin davranışları tam anlamıyla örnek olacaktır çocuklara. Evde bir hayvan bulunması da yararlı olur fakat sırf çocuk eğlensin, gönlü olsun diye alınıp sıkılınca bırakılan bir hayvan daha kötü bir aşıya sebep olacaktır, bundan çocuğun öğreneceği şey şu olur: hayvanlar için sorumluluk duymak gerekmez, onlar sadece eğlenmelik oyuncaklar gibidirler!
Çocuk çok istese dahi, eğer bir hayvanın sorumluluğunu almak ağır gelecekse hiç almamak ve çocuğa bu durumu açıkça anlatmak gerekir. Bir hayvana sahip değilsen dahi, eğer ki istersen sokaktaki hayvanlara iyi davranarak, yiyecek ve su ihtiyaçları elden geldiğince karşılanarak da besleme duygusu tatmin edilebilinir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder